Kobaytensar TR: kitap inceleme

Öne Çıkan Yayın

Atatürk Heykelini Korudular

kitap inceleme


Herkese Mars sabahından günaydın. Bugün su bulma çalışmalarına devam ediyoruz. Suyumuz çok kısıtlı. Bu gezegende eskiden kocaman okyanuslar varken şimdilerde kırmızı kum tanelerinden başka bir şey görünmüyor.

1 saat sonra

Yaşasın! Tam olarak aradığımız temiz suyu yer altının biraz aşagısında bulduk. Bu suyu kullanarak bir şeyler yetiştirebiliriz belki...

Şimdi tohumları dikmeli ve ağaçları yaşayabilecekleri ortama adapte olma sürecini hızlandırmalıyız. Tüm canlıların en mükemmel özelliği evrim , uyum, sağlıyor olabilmeleri. Nasıl söylenir ? Bir şekilde hayatta kalmak.

1 Gün sonra

Bugün yetişen fideleri Mars'ın yüzeyine dikmeye başladık. Fakat havadaki yoğun nitrojene dayanabileceklerini sanmıyorum. Şimdilik onları fanuslar içinde toprağa dikiyoruz. Yavaş yavaş adapte olup yeşermesini umut ederek.


Fidelerin hepsi yaklaşık olarak 20 dk içinde solmuş ve kurumuş. Havadaki gazlar bu kadar yoğunken bu fidelerin uyum sağlamalarını beklemek bir mucize olurdu. 

Şimdi üsse dönüp sonuçları incelemeliyim. Bir yolu olmalı Mars'ı yeşertmemiz için bir şeyler olmalı. 

Sonuçlara baktığım zaman ilk dikkatimi çeken kabuğu en kalın olan bitkinin en hızlı şekilde kurumuş olmasaydı. Çünkü kalın kabuklu bitkilerin iç dolaşımı hızlı ve üst bölümü çok zayıftır.

Dünyadaki bitki türlerini incelemeye koyuldum. Kutuplarda bile yaşayabilen bir bitki varmıydı ? En dayanaklı bitkiyi bulup denememiz lazımdı. 

Ah! Sonunda buldum. Şimdi bu bebekten 20 tane daha büyütmemiz lazım. Sonuçları merak ediyorum cidden. Bu bitkiler 20 gün içinde büyüyüp gelişebiliyor. Bataklıktaki yoğun gazda hayatta kalabilen sevimli ama zehirli bitkiler.

20 Gün sonra

Devamı bir sonra ki seride. (18.08.2020 'de)


Açlık Oyunları Suzanne Collins'in aynı adlı romanından uyarlanan Gary Ross'un yönettiği bilimkurgu, aksiyon, dram tarzındaki film. Jennifer Lawrence, Josh Hutcherson, Liam Hemsworth ve Woody Harrelson'nın yer aldığı film, 23 Mart 2012'de gösterime girmiştir. Bu filmin tanıtım filmi sinemalarda gösterilmeye başladığında denk gelmiştim Oyuncuların yüz iafedelerini görür görmez romanlar gözümde canlanmıştı. Çok iyi bir okur olarak söyleyebilirim ki, en iyi senoryolaşmış çok az sayıdaki filmlerden biri. Film size kitabı bire bir aktarıyor


Bir zamanlar Kuzey Amerika olarak bilinen bir yerin yıkıntıları içinde Panem ulusu yaşamaktadır. Capitol'ün etrafında bir hat boyunca sıralanmış 12 bölge bulunmaktadır. Capitol yönetimi şiddetli ve acımasızdır. Bölgeler, her yıl yapılan Açlık Oyunları'na katılmak zorundadır. Her bölge yarışma için yaşları 12 ila 18 arasında değişen birer erkek ve kız çocuğu göndermek durumundadır. Açlık Oyunları televizyondan canlı olarak yayınlanan ve ölümüne bir kavgadır.

16 yaşındaki Katniss Everdeen annesi ve kendinden daha küçük kız kardeşi ile yaşamaktadır. Oyunlarda kız kardeşinin yerine gönüllü olarak Açlık Oyunları'na katılır. Kız kardeşi için hayatta kalma mücadelesi verecektir. Ancak bu mücadeleyi kazanırsa hayatta kalma seçeneği olacaktır.

Film tarzına bilim kurgu demek pek manalı gelmedi bana. Sonuçta 21. Yüzyılın başında hepimiz televizyon ekranlarında bombalanan şehirleri naklen izliyoruz. Panem şiddetin, öfkenin, kapitalizmin başkenti. 12 mıntıkanın tamamı aslında 13 idi (13 mıntıka isyan çıkarıp başkaldırdığı için yokedilmiş) başkentteki azınlık mutlu mesut yaşasın diye hunharca çalışıyor.

 Ürettikleri herşeye başkent el koyuyor halk yarı aç yarı tok yaşamaya çalışıyor.  Açlık oyunları dedikleri yarış ise aslında başkentin mıntıkaları kontrol altında tutmak adına düzenledikleri cezalandırmadan ibaret. Mıntıklardan biri isyan çıkardığı için cezalandırılıyorsunuz demiyor, evlatlarınız başkentin bekası için savaşıp ölme onuruna erişiyor mutlu olmalısınız diye alaya alıyorlar. Gerçekten ibretlik bir roman serisi filmi de o derece güzel. 

Kitapseverlere güzel bir haber daha verelim. Suzanne Collins Haziran 2020 de yazdığı son romanı ile bizi Panem’in ilk yıllarına götürüyor. Kuşların ve Yılanların Şarkısı isimli kitabı okuduğumda izlenimlerimi sizinle paylaşacağım.


+ Şey, merhaba ben senin bir hayranınım ve numaranı buldum. Alt sınıflarda okuyorum bende. 

3 saat sonra.

- Merhaba, kimsin ismin ne ? 

+ İsmimi boşver sen bana Aşık Prenses diye hitap et. Yada kısaca prenses de sen bana. Daha havalı böyle.

- ahahshahaha tamam prenses. Hangi krallıkta hüküm sürüyorsun ?

+ Bunu söyleyemem kurbağa , henüz çok erken. Hem ben ozgüveni o kadar yüksek biri değilim.

- Bu yüzden mi numaramı bulur bulmaz yazdın ?

+ Yoo. Yazmayacaktım aslında ama bir anda yazdım. Sonra gönder tuşuna basmayacaktım ama ona da bir anda bastım.

(Cevap gelmez , diğer gün sabah okul öncesi.)

+ Neden yazmadın prensim ? Beni başka prenseslerlemi aldatıyorsun yoksa ?

- Hayır kral haber yollamış, telefona değil kitaplarına odaklansın Universite sınavı var diye.

+ Doğru ya lan , senin bir de sınavın var.

(Cevap gelmez uzun süre, ders arası)

+ Ah boncuk gözlüm neden yazmıyorsun ? Halbuki kantini boşalttım senin için !

- kantinde tek misin şuan ? Hemen geliyorum bakalım kimsin sen ?

+ Ben prenses işte , gel bul beni .

- Geldim ben , neredesin sen göremedim.

+ Arkandayım, ama sen beni göremezsin. Şaka len salak, çıktım bile ben kantiden. Sende geç kalma derse kuzum hadi çık sınıfa. Bak kızlara baktığı görmeyeyim

- Ya bana emir verme daha kim olduğunu bile bilmiyoruz.

+ Yakında öğrenirsin beyaz atlı sevgilim.

-  Ne sevgilisi len, sjajajz, manyaq manyaq konusma.


( Part 2 de burada olabilirsiniz)

Popüler Yayınlar

Follow by Email

Popüler Yayınlar

Follow by Email